Yazarın duygularının kalem aracılığıyla kağıda dökülmesidir. Yazarla kağıt arasında bağ kurulmasıdır. Yazarın yazdıkları yazarın iç dünyasını yansıtır. Bir yazarı tanımak istiyorsanız onun yazılarını okumanız lazım.
Duygular yönlendirir yazıyı . Duygu olmadan zaten yazı olmaz. Yazar duyguların yoğunlaştığı an yazmaya başlar. Yazar bazen bir kelime için günlerce düşünür.Yazar bile yazının sonunun nasıl biteceğini göremez.Çünkü hakimiyet duygulardadır. Sanki bir bilinmeyen yolculuğa çıkmış gibi ilerler insan. O yolun sonunu ancak sona ulaştığında görür.
Yazı bittikten sonra okuyucuyla buluşunca artık yazarın o yazı üzerinde söz söyleme hakkı bitmiştir.O yazının mülkiyeti artık topluma geçmiştir. O yazıyı okuyan her kişi kendine özel duygular çıkarır o yazıdan. Bazen okuyucu yazarın orada anlatmak istediğinden farklı bazı duygularda çıkarabilir. Çünkü her kişi farklı bir gözle bakar o yazıya. Yazar bazen yanlış bile anlaşılabilir. Ama yazarın asıl amacı anlaşılmak değil. İçindeki duyguları dışa dökmedir.Edebiyat böyle tatlı ve sonu bilinmeyen yolculuğa giden
bir serüvendir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder